Kültür:
banner24
 ARKEOLOG BARAN TÜREMİŞ; 'LİKYALILARIN YUNAN KÖKENLİ OLDUĞUNU SÖYLEMEK OLDUKÇA ZORDUR”

 
  
   Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Kaş Kültür Evinde “ Likya’yı Anlamak” konulu söyleşi düzenledi. Söyleşiye konuşmacı olarak Arkeolog Baran Türemiş katıldı. Baran Türemiş tarafından İki bölümden oluşan sunumun ilkinde Lukka ve Luvi kavramı anlatıldı. Söyleşi’nin İkinci bölümü ise Likya medeniyeti ve Lukka-Luvi-Likya ilişkisi konusunda önümüzdeki günlerde düzenlenecek.
 
Söyleşiye Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Dr. Munise Büyükkaplan Ozan, Kaş Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ali Evren, ODTÜ Öğretim Üyesi Çetin Göksu, Akademisyenler ve Davetliler katıldılar.
 
 Söyleşinin konuşmacısı Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Mezunu olan Baran Türemiş özellikle ilgi alanının Likya olduğunu, bağımsız bir Arkeolog olarak çalışmalarını sürdürdüğünü ve birikimlerini “Likya Severler “ ile paylaşmaya çalıştığını ifade etti.
 
Baran Türemiş konuşmasının devamında şunları söyledi; “ Likya ile ilgili bir hayli kaynak olmasına rağmen, orta Likya ile ilgili özellikle yaşadığımız Kaş ve civarıyla ilgili fazla bir çalışma ve birikim yok. Özellikle orta Likya’yı ön plana çıkararak yani Kaş’ı ön plana çıkararak sonuçlara varmaya çalışıyorum. Konuyla ilgili bir kitap denemesi yaptım ve olumlu karşılıklar sonuçlar aldım. Önümüzdeki yıllarda iki kitap projem daha var ve umarım onlarda aynı olumlu sonuçları alır.
 
 LİKYA KONUSUNDA BİR KAVRAM KARGAŞASI VARDIR
 
  Likya konusu çok uzun bir konu ve kısa sürede anlatılacak bir konu değil. Anlatımı iki bölümde gerçekleştireceğiz. Lukka ve Luvi ve Likya medeniyeti kavramlarını birbirinden ayırmak ve ilişkisini kavramak amacıyla. Likya konusunda bir kavram kargaşası vardır. Hangi kavram hangisinden öncedir ve birbiriyle nasıl bir ilişki içerisindedir bunu anlamaya çalışalım. Lukka-Luvi ve Likya eğer biz bu üç kavramı anlar ve aralarındaki ilişkiyi kurabilirsek sonuç olarak Likya’yı anlamış olacağız.
 
 Bir coğrafyayı iki medeniyet paylaşmıştır. Bu coğrafya’yı basitçe Teke yarım Adası olarak adlandırabiliriz. İki tane medeniyet var burada, bir tanesi 4 bin yıl önce Lukka, ikincisi ise 2 bin 500 yıl önce Pers İstilasının başladığı tarih milattan önce 545’te başlayan Likya. Bu iki medeniyetin birbirine bağlayan ortak hale getiren ilişki ise Luvi’ce. Milattan önce ikici ve üçüncü bin yıllar Anadolu göçleri dediğimiz ve ortak kültürel değerlerin bir süreç var. İlk defa Hint Avrupa kökenli gruplar Anadolu’ya kuzeyden girmeye başladılar. Daha öncesinde Anadolu’da olmasına milattan önce 7 binden beridir hayat vardır. Son bulgulara göre Göbekli Tepe’de 12 bin yıl öncesine kadar giden bir tarih var. Ancak bunlar birbirleriyle bir uyum göstermeyen bağımsız yerleşimler. Milattan önce 3 bin itibariyle Hint Avrupa kökenli göçer halklar Kuzeyden Anadolu’ya giriyorlar ve Kızılırmak yayı içerisinde daha öncesi de var olan buradaki kent devletleri ile bir örgütlenme gerçekleştiriyorlar. Bunun sonucunda milattan önce 18’inci yüz yılda bir araya gelinip, siyasi örgütlenme sonucunda büyük Hitit İmparatorluğu kuruluyor. Biz buna Anadolu uygarlıklarının başlangıcı diyoruz.
 
 Anadolu uygarlıklarının başlangıcı milattan önce iki bin üç yüz ile milattan önce bin sekiz yüz arasında gerçekleşiyor. Truva’dan başlayarak, Hatay’ın kuzeyine kadar konuşulan Luvi’ce denilen bir dil var. Luviler kimdir? Üçüncü bin yıl sonların da Anadolu’ya göç eden bir Hint Avrupa kavmidir. Luviler Hititler gibi bir yapılanma gerçekleştirmiyorlar. Fakat hükümranlıkları var, bunları yazıtlardan biliyoruz. Hititler ile paralel bir kültür olarak varlıklarını sürdürdüler. Hitit medeniyeti domine bir medeniyet olduğu için, Hitit’in yanında çok küçük bir medeniyetmiş gibi sanılarak, Luvi kültürü bugüne kadar yeterince araştırılmıyor.
 
LUVİLER ANADOLU’YA HİTİTLERDEN DAHA ÖNCE GİREN BİR KAVİMDİR
 
Son yapılan çalışmalar da, Luvilerin Anadolu’ya Hititlerden daha önce giren bir kavim olduğu düşünülmekte. Lukka ve Luviler nedir? Birbiriyle ilişkisi nedir? Anadolu’nun güney ve batısına yerleştiler. Zaman içerisinde farklı politik coğrafyalar oluşturdular. Luviler Lukka denilen bir bölgede kısmi olarak, teke yarım Adası’nın da içinde olduğu bir bölgede Lukka ülkesi diye bir yer oluşturdular. Bu bölgede farklı siyasi yapılanmalar da oluştu. Lukka’lılar Luvice denilen Anadolu kökenli bir dil konuştular.
 
HİTİT DE HATTUŞAŞ’TA 30 BİNE YAKIN TABLET BULUNUYOR VE BU TABLETLERİN 30 TANESİNİN İÇERİSİNDE LUKKA İSMİ GEÇİYOR
 
Lukka olarak tanımladığımız coğrafya’nın varlığını Hitit kaynaklarından biliyoruz. Hitit de Hattuşaş’ta 30 bine yakın tablet bulunuyor ve bu tabletlerin 30 tanesinin içerisinde Lukka ismi geçiyor. Bunları tarihleri ile birlikte tespit edebiliyoruz. Hitit İmparatorluğu başlamadan önce Lukka şehri, Lukka ülkesi Kadeş savaşın da Lukka halkı tanımlarını kaynaklarda görebiliyoruz.
 
 
LUKKALARIN YANİ LUVİLERİN DENİZCİ BİR HALKTILAR VE KORSANLIK YAPTILAR
 
Lukkaların yani Luvilerin denizci bir halk oldukları ve korsanlık yaptıklarını, başka ülkelere akınlar düzenlediklerini kaynaklardan anlıyoruz.Lukka ile Likya’nın birbiriyle ilişkili olduğunu yalburt yazıtı ile net bir şekilde anlıyoruz.Milattan önce bin iki yüz yirmi ile bin iki yüz elli arasında 4’üncü Tuthalia güneye bir sefer düzenlediğini yazıyor. Konya’nın Ilgın bölgesinde bulunan anıtsal bir yapıdaki yazıtlarda detaylı olarak bu seferde yaşanılanlar anlatılıyor. Bu yazıtlarda geçen yer isimleri Lukka, Likya eşitliğine kesinlik kazandırıyor. Fonologlar ve Dil Uzmanları İnce Aliler, Pınara, Xanthos, Patara isimlerinin buradaki yalburt yazıtların da görüldüğünü tespit etmişlerdir. Bunun anlamı şudur, Likya kentleri milattan önce bin iki yüz yirmi, bin iki yüz elli yıllarında vardı. Böylece bildiğimiz Pers Komutanı Harpagos tarafından Likya’nın alınması ile başlayan tarihten önce bu yerleşimlerin var olduğu ortaya çıkmış oluyor.
 
LUKKA SİDE’DEN BAŞLAYARAK, BODRUM YARIM ADASININ KUZEYİNE KADAR OLAN ALANI KAPSIYOR
 
Yine Hitit kaynaklarında anlıyoruz ki, Lukka Side’den başlayarak, Bodrum yarım adasının kuzeyine kadar olan alanı kapsıyor. Antalya ile Muğla arasındaki bölge Lukka’nın sadece bir kısmı. Tamamı değil. Tam da bu devirde Ege göçleri Dor göçleri başlıyor. Kuzeyden gelen kavimler, mora yarımadasına yaşayan kavimleri baskılayarak Anadolu’ya ve Ege adalarına sürüyorlar. İlk Anadolu’ya göç edenler Kuzeyde Foça tarafına gelen Aiöller oluyor. Sonra ionlar geliyor ve İzmir bölgesine yerleşiyorlar. Ve diğer bir grup ise Grit ve Rodos üzerinden Akdeniz’in batısına Teke bölgesine yerleşiyorlar. Bu göçler sonucu Luvi bölgesine gelen Dor’lar ile yerel halk yeni bir konsept oluşturuyorlar.
 
LİKYALILARIN YUNAN KÖKENLİ OLDUĞUNU SÖYLEMEK OLDUKÇA ZORDUR
 
  Bilinen anlatılarda Yunanlıların Anadolu’ya geldiği ve Anadolu’nun batı kısmında Helen kültürünü yaydıkları söylenir. Aslında bunun böyle olmadığını görüyoruz. Bin iki yüz tarihinde Anadolu’da hem Ege’de, hem de Akdeniz’de yaşayan halklar zaten mevcut. Teke yarımadasında Dor ve Luvi toplamı bir kültür oluştuğunu anlıyoruz. İki bin beş yüz yıl önce, bu gelişmeden sonra, milattan önce yedinci yüzyıl da Likya adı altında yeni bir medeniyet Luvi bölgesinde kuruluyor. Lokasyon olarak batısında Karya, Kuzeyinde Frikya ve Likya doğusunda ise Klikya bölgesi ve güneyi Akdeniz olan Likya Bölgesi ortaya çıkıyor. Bu medeniyetin konuştuğu Likya’yı Lukkaya bağlayan lisan olan Luvi’ce ise Hindo Hitit, erken Hint Avrupa dil familyasından Anadolu koluna ait ölü bir dil. Yani sonunda bitip ortadan kalkmış bir dil olarak tanımlanıyor. İki tipi var, erken dönemde çivi yazılarını kullanıyorlar, milattan önce yedinci yüzyılda tekrar genç Hitit döneminde ise daha çok hiyeroglif yazıları kullanılıyor. Bu yazıtlardan bu dilin Truva’dan bugünkü Çanakkale’den, Hatay’ın kuzeyine kadar konuşulduğu anlaşılıyor.
 
BU HALKLARIN YUNAN KÖKENLİ OLDUĞUNU SÖYLEMEK OLDUKÇA ZORDUR
 
Bölgede Anadolu kökenli bir lisan konuşuluyor. Herodot der ki, Likyalılar Grit kökenlidir, Gritten göçmüştür. Ancak Likyalılar Gritten göçmüş olsalardı zaten Grekçe Yunanca konuşuyor olurlardı. Rodos’ta ezelden beri konuşulan dil Yunancadır. Dolayısı ile bu halkların Yunan kökenli olduğunu söylemek oldukça zordur.
Yaşadığımız bölge Lukka olarak biliniyor. Milattan önce yedi yüz, yani geometrik dönemden, bin iki yüz yedi yani Selçukluların Antalya’yı fethettikleri tarihe kadar bu bölge Likya adıyla biliniyordu.
 
LİKYA’LILAR ANADOLU KÖKENLİ BİR HALKTIR. PHASELİS KENTİN DE YAPILAN ARKEOLOJİK ÇALIŞMALAR SONUCU LİKYA VE YUNAN HALKLARININ IRKSAL FARKLILIKLARI ORTAYA ÇIKMIŞTIR
 
Sonuç olarak Likyalılar Anadolu kökenli bir halktır. Anadolu kökenli bir dil konuşurlar. Phaselis kentin de yapılan Arkeolojik çalışmalar sonucu Likya ve Yunan Halklarının Irksal farklılıkları ortaya çıkmıştır. Neden Phaselis diyoruz? Çünkü Phaselis bir kolonizasyon kentidir ve bu kente milattan önce altı yüz yirmi yılında Grek kolonilerinin geldiğini ve bu bölgeye yerleştiklerini biliyoruz. Burada ortaya çıkarılan mezarların, Likya’nı diğer bölgelerinde çıkan mezarlardaki kemikler üzerinde yapılan araştırmalar, bu insanların farklı ırksal kökene ait olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Likyalıları farklı kılan bir diğer özellik ise ölü gömme gelenekleridir. Likya’da bulunan kaya mezarları o tarihlerde eşi benzeri olmayan, ne Yunanistan da, nede Akdeniz çanağında başka bir bölgede görülmeyen türdendir. Likya kaya mezarı sanatı, bu coğrafyadan çıkmıştır.”  
 
 
Söyleşinin sonunda Kaş Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ali Evren Arkeolog Baran Türemişe çiçek takdim ederek teşekkür etti.
 
banner71
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner81

banner82

banner88

banner92

banner110

banner112

banner113

banner114

banner120

banner122

banner137

banner151

banner150

banner77

banner83

banner84

banner87

banner89

banner91

banner111

banner115

banner117

banner124

banner125

banner152

banner149

BAŞKAN BÖCEK; " ALTIN PORTAKAL ÖZÜNE...
BAŞKAN BÖCEK; " ALTIN PORTAKAL ÖZÜNE DÖNÜYOR"

Haberi Oku