Prof. Dr. Cengiz Köksal: “Özellikle Kalp Hastaları, Ramazan ayında Sahursuz Oruçtan ve Yüksek Efordan Kaçınmalı!”

Ramazan aynın geldiği bugünlerde gündeme gelen hastalıklar ve oruç ilişkisi; ilaç kullananları, kronik rahatsızlığı olanları, yakın zamanda ameliyat geçirmiş hastaları ve hastalar kadar hasta yakınlarını da ilgilendiriyor. Çoğu zaman aile büyükleri olan bu hastalar, doktor önerisi almadan ibadetleri konusunda ısrarcı olunca hem kendi sağlıklarını tehlikeye atıyor, hem de yakınlarını sıkıntıya sokuyor.

DÜNYA ÇOCUKLARI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'Nİ ZİYARET ETTİ DÜNYA ÇOCUKLARI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'Nİ ZİYARET ETTİ

İnsanlar için ruh ve beden sağlığını koruyarak vücudun toksinlerden arınmasını sağlayan oruç ibadeti, şüphesiz iyilik ve sağlık hali ile yerine getirildiğinde daha uygun oluyor. Ramazan ayı ile hasta ve hasta yakınlarının sıklıkla sorduğu; ‘Oruç tutmamda sakınca var mıdır?’, ‘Kalp ameliyatı oldum oruç tutabilir miyim?’, ‘İlaç kullanıyorum, saati ve dozu nasıl ayarlamalıyım?’ gibi sorularla karşılaşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, kişilerin sağlıklarından olmamaları için önem verilmesi gereken, hayati önerilere dikkat çekiyor.

“KALPHASTASI ORUÇ TUTAMAZ DEMEK YANLIŞ OLUR”

Konuyla ilgili açıklama yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, ‘her kalp hastası oruç tutamaz demek yanlış olur’ söyleminin altını çiziyor. Prof. Dr. Köksal; “Her hastayı bireysel olarak değerlendirmek ve hastalık durumuna göre karar vermek gerekir. Oruç tutmanın sağlıklı insanlarda kalp ve damar sağlığı riskini arttırıcı bir etkisi yoktur. Ancak ileri yaşı olan, diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik rahatsızlığı olan hastaların, oruç tutmadan önce mutlaka hekimine başvurması ve ilaçlarının buna göre düzenlenmelidir” diyor.

VÜCUDU SUSUZBIRAKMAMAK İÇİN SAHURDA BOL SU İÇİN

Uzun süren açlık ve susuzluk döneminde normal sağlıklı bireylerde dahi tansiyonun düşmesi olabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Cengiz Köksal; “tansiyon hastalarında ilaçların dozunun ayarlanması gerekecektir. Oruç ile beraber vücut bir süre susuz kalacağından idrar söktürücü ilaç kullanan hastalarda bu durum daha fazla olacaktır. Su ve mineral kaybına bağlı şikâyetlerde artış gözlenebilir. Bu nedenle idrar söktürücü ilaç kullanımı doktora sorulup, gerektiğinde kesilebilir veya kullanımı zorunlu ise sahurda değil de iftarda alınabilir. Tüm kalp ve damar hastalarının oruç tutup tutamayacaklarına hekim kontrolü sonrasında karar verilmelidir. Kalp hastalığı olanların günlük alması gereken tansiyon, kolesterol ve kan sulandırıcı gibi bir takım ilaçlar vardır. Bu ilaçların saatleri ve kullanım dozlarında düzenleme yapmak gerekir. Özellikle kalp kapak ameliyatı olmuş, metal kapağı olan hastaların kullandığı kan sulandırıcı (kumadin) ilacın dozu, ramazan boyunca daha sık aralarla yapılan INR ölçümleri ile yakından takip edilmelidir. Çünkü oruçla yani uzun süren açlık ve susuzluk ile kan değerlerinde daha önce görülmeyen değişiklikler saptanabilir. Kan değerlerinin yüksek çıkması durumunda kanamalar, düşük çıkması durumunda ise kalp kapağında pıhtı ile karşılaşılabilir. Bu nedenle değerler mutlaka sık aralıklarla takip edilmeli ve ilaç dozu da ona göre ayarlanmalıdır.

“SAHURSUZ ORUÇ VE YÜKSEK EFORDAN KAÇININ”

Üzerinde durulması gereken bir diğer konunun ise sahur olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Köksal, ramazanda oruç tutan kimselerin sahuru atlamaması gerektiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Köksal; “Mutlak suretle sahur yapılmadan oruç tutulmamalıdır. Sahurda yüksek karbonhidrat ve şeker alınmamalıdır. Hasta yeterince su içmeli ve kullanması gereken ilaçları almayı unutmamalıdır. İftarda uzun süren açlık sonrasında bir defa da hızlı fazla miktarda gıda tüketilmemeli, su ve gıda alımı iftar ve sahur arasına yayılmalıdır. Aşırı yağlı, tuzlu gıdalardan kaçınılmalı ve yeterince su tüketilmelidir. Özellikle kalp hastaları oruçlu oldukları dönemde yani iftar ve sahur arasında aşırı efordan, yüksek ısının olduğu sauna ve kaplıcalardan uzak durmalıdırlar. Sauna ve kaplıcalar aşırı su kaybına neden olacağından sağlıklı oruç tutan bireyler için bile sakıncalı olabilir.

Editör: ADEM AYDIN